Suyun Üzerinde Yer Değiştiren Doğa: Bingöl Yüzen Ada
Bingöl’ün dağlık coğrafyasında yol alırken insan daha çok yüksek tepeler, geniş vadiler ve sert kaya yüzeyleri görmeyi bekler. Solhan yönünde ilerlediğinizde ise bu alışılmış manzaranın arasından oldukça farklı bir doğa parçası çıkar: Sakin bir gölün üzerinde, toprağı ve ağaçlarıyla birlikte yavaşça hareket edebilen adacıklar… Solhan ilçesine bağlı Hazarşah köyünün Aksakal mezrasında bulunan Yüzen Adalar Tabiat Anıtı, ilk bakışta küçük ve sessiz bir göl gibi görünür. Biraz dikkatli baktığınızda gölün ortasındaki yeşil parçaların sabit olmadığını fark edersiniz. Birbirinden bağımsız üç adacık, rüzgârın ve suyun etkisiyle ağır ağır yön değiştirebilir. Bingöl’ün en sıra dışı doğal oluşumlarından biri olan bu alan, 2003 yılında tabiat anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Gölün Ortasındaki Yeşillikler Gerçekten Hareket Ediyor mu?

Yüzen Ada’yı ilk kez görenlerin aklına genellikle aynı soru gelir: “Bu adalar gerçekten yüzüyor mu?”
Evet, gölün üzerinde bulunan üç adacık kıyıya veya göl tabanına bütünüyle bağlı değildir. Bu nedenle suyun üzerinde birbirlerinden bağımsız şekilde yer değiştirebilirler. Hareketleri hızlı ya da gösterişli değildir; daha çok ağır ağır kayan doğal bir salı andırır. Rüzgâr, su hareketleri ve adacıkların ağırlık dengesi değiştikçe konumları da farklılaşabilir. Resmî kaynaklarda adacıkların üzerlerine ağırlık bindiğinde sal gibi hareket edebildiği belirtilir. Ancak alanın hassas yapısı nedeniyle adacıklara çıkmak yerine onları belirlenmiş seyir noktalarından izlemek daha doğru olacaktır. Burayı etkileyici yapan yalnızca hareket eden toprak parçaları değildir. Adacıkların üzerinde çimenler, sucul bitkiler ve bodur dişbudak ağaçları bulunur. Köklerin birbirine dolanmasıyla sıkılaşan bitki ve toprak tabakası, adacıkları bir arada tutan doğal bir ağ meydana getirir. Kısacası gölde gördüğünüz şey basit bir bitki yığını değil, kendi içinde yaşayan küçük bir ekosistemdir.
Doğanın Kendi Ellerinden Çıkmış Üç Küçük Ada
Yüzen Adalar bütünüyle doğal yollarla meydana gelmiştir. İnsan eliyle hazırlanan bir platform, yapay bir dolgu ya da sonradan göle bırakılmış toprak parçaları değildir. Bitki köklerinin zaman içerisinde toprağı birbirine bağlaması ve bu tabakanın su üzerinde kalması sonucunda bugünkü hareketli adacıklar ortaya çıkmıştır. Adaların oluşumu uzun süreli ve hassas bir doğal sürecin sonucudur. Çayır, ayrık otu ve su çevresinde yetişen farklı bitkiler, kökleri aracılığıyla toprağı sıkıca sarar. Bu kök tabakası güçlendikçe üzerinde yeni bitkiler gelişir ve küçük ağaçların yaşayabileceği kadar dayanıklı bir zemin meydana gelir. Adacıklara uzaktan bakıldığında sıradan bir kara parçası gibi görünmelerinin nedeni de budur. Fakat onları karadan ayıran küçük bir ayrıntı vardır: Bulundukları yer değişebilir.

Dağların Arasında Saklanan Berrak Göl
Yüzen Adalar’ın bulunduğu Turna Gölü, üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrili düz bir arazi üzerinde yer alır. Resmî kaynaklarda krater gölü olarak tanımlanan gölün yüzey alanının 300 metrekarenin üzerinde olduğu, derinliğinin ise 50 metreden fazla olabileceği belirtilmektedir. Suyu tatlı ve berraktır; su seviyesinin yaz ve kış aylarında büyük ölçüde aynı kaldığı ifade edilir. Gölün çevresindeki meşe ağaçları, çalılar ve çayır örtüsü alana kapalı, sakin bir görünüm kazandırır. Özellikle ilkbahar ve yaz başında yeşilin farklı tonları göl yüzeyine yansır. Sonbaharda ise çevredeki bitki örtüsü sarı ve kahverengi renklere dönüşerek daha dingin bir manzara oluşturur.
Adaların Hareketini İzlemek Biraz Sabır İster
Yüzen adacıkların sürekli ve belirgin biçimde hareket etmesini beklememek gerekir. Bazen rüzgârın yönü, suyun durgunluğu veya adaların konumu nedeniyle değişim ilk anda fark edilmeyebilir. Bir süre aynı noktadan bakıldığında adacıkların kıyıya ve birbirlerine göre konumlarının yavaşça değiştiği görülebilir. Bu nedenle Yüzen Ada hızlıca fotoğraf çekilip geçilecek bir yer değildir. Seyir alanında biraz beklemek, göl yüzeyini izlemek ve çevredeki sessizliğe kulak vermek ziyaretin en güzel bölümüdür. Fotoğraf çekmek isteyenler için sabah saatleri ve güneşin etkisini azalttığı akşamüstü daha yumuşak bir ışık sunabilir. Alanda seyir terası, günübirlik kullanım bölümleri, kamelyalar, mola noktaları ve kır kahvesi gibi ziyaretçi olanakları bulunmaktadır. Doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık da burada yapılabilecek etkinlikler arasındadır.

Korunması Gereken Küçük Ama Değerli Bir Ekosistem
Yüzen Adalar’ın dikkat çekici görünümü, aynı zamanda ne kadar hassas olduklarını da hatırlatır. Adacıkları bir arada tutan yapı beton, kaya veya kalın bir toprak katmanı değil; büyük ölçüde birbirine bağlanmış bitki kökleridir. Bu nedenle adaların üzerine çıkılması, bitkilerin koparılması veya göle yabancı maddeler atılması doğal yapıya zarar verebilir. Alan, 16 Şubat 2001 tarihinde birinci derece doğal sit olarak tescil edilmiş; 2003 yılında ise tabiat anıtı statüsüne kavuşmuştur. Korunan alanın yüz ölçümü 38,4 hektardır. Bu statüler, yalnızca hareket eden adaları değil, gölün çevresindeki bitki örtüsünü ve doğal yaşam bütünlüğünü de korumayı amaçlar.
Yüzen Ada’yı Görmek İçin En Güzel Zaman
İlkbahar sonu ve yaz başı, çevredeki bitki örtüsünün canlandığı dönemdir. Bu aylarda ağaçlar ve çimenler daha yoğun yeşil tonlara sahip olur. Yazın açık havalarda ulaşım kolaylaşsa da öğle saatlerinde güneş daha sert olabilir. Sonbaharda ise çevredeki renk değişimi fotoğraf açısından farklı bir atmosfer oluşturur. Kış aylarında Bingöl ve Solhan çevresinde kar, buzlanma ve olumsuz hava koşulları görülebileceğinden yola çıkmadan önce güncel hava ve yol durumunu kontrol etmek önemlidir. Özellikle doğa fotoğrafı çekmek isteyenlerin sabah erken saatleri veya akşamüstünü tercih etmesi daha dengeli ışık yakalamalarını sağlayabilir.

Gitmeden Önce Küçük Bir Hatırlatma
Yüzen Ada’dan büyük bir göl, uzun yürüyüş parkurları veya hareketli bir mesire alanı beklemeyin. Buranın etkisi büyüklüğünden değil, taşıdığı sıra dışı ayrıntıdan gelir. Gölün kenarında birkaç dakika sessizce durduğunuzda, toprağın su üzerinde hareket edebildiğini görmek doğaya ilişkin bildiğiniz bazı şeyleri yeniden düşündürür. Bingöl’de gezilecek yerler listenize farklı, sakin ve gerçekten özgün bir durak eklemek istiyorsanız Yüzen Adalar Tabiat Anıtı bunun en güçlü seçeneklerinden biridir.
Bingöl Yüzen Ada’ya Nasıl Gidilir?
Yüzen Adalar Tabiat Anıtı, Bingöl’ün Solhan ilçesine bağlı Hazarşah köyünün Aksakal mezrasında bulunmaktadır. Alan Bingöl şehir merkezine yaklaşık 40 kilometre, Solhan ilçe merkezine ise yaklaşık 10 kilometre uzaklıktadır. Bingöl–Solhan kara yolundan ayrıldıktan sonra yaklaşık 4,5 kilometrelik bağlantı yoluyla bölgeye ulaşılır. Resmî kaynaklarda ulaşım güzergâhının asfalt olduğu belirtilmektedir.
Özel araçla: Bingöl merkezden Solhan yönüne ilerleyin. Hazarşah köyü ve Yüzen Ada yönlendirmelerini takip ederek ana yoldan bağlantı yoluna dönün. Tabiat anıtının bulunduğu alana kadar araçla ulaşım sağlanabilir.
Toplu taşımayla: Bingöl ile Solhan arasında çalışan araçlarla önce Solhan’a ulaşılabilir. Ancak tabiat anıtının girişine kadar düzenli toplu taşıma seçenekleri sınırlı olabileceğinden yerel taksi veya araç desteğinin önceden planlanması daha güvenli olur.