Tatillerde hem denize doymak, uzun uzun o özlediğim sessizlikte dinlenmek, hem de biraz tarih soluyup cebimi yormadan 'gerçek' bir tatil yapmak istiyorum diyenlerdenseniz; rotayı Güney’in en güzeline, Fethiye’ye çeviriyoruz. Burası sadece bir tatil beldesi değil; her defasında tekrar dönmek isteyeceğiniz, deniziyle ruhunuzu sakinleştiren, biriktirilen anıları ömürlük kılan ve her köşesinde ayrı bir hikaye saklayan dev bir açık hava müzesi...
Otelimize geldik, eşyalarımızı yerleştirdik...
Üzerimizdeki yol yorgunluğunu attıysak, şimdi ilk iş o güzel güneşli günün tadını çıkarmak için denize koşmakta! Bu konuda seçeneklerimiz oldukça fazla fakat merak etmeyin, biz sizin için hepsini anlatacağız.
Eğer sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp erkenden sahile ulaştıysanız, tahminleriniz doğru: Ölüdeniz. Sabahın en erken saatlerinde o meşhur turkuaz suyun ne kadar durgun ve berrak olduğuna inanmakta zorlanabilirsiniz. Henüz kalabalıklar gelmemişken o cam gibi suda süzülmek, size tüm yılın yorgunluğunu unutturacak; bundan emin olabilirsiniz.

Öğle sıcağı kendini hissettirmeye başladığında ise rotayı biraz daha sükunete çeviriyoruz. Tatlı bir ağaç gölgesinde dinlenmek ve sessizlik içinde yüzmek isterseniz, Kıdrak Koyu sizin için harika bir durak olacaktır. Sabah Ölüdeniz’i dolduranların öğlen orada olmayacağını göreceksiniz; burası gerçekten de gizli bir sığınak gibi sizi bekler.
Günü batırmaya hazırlanırken, batan güneşin kızıllığına tatlı anılar eklemek için adresimiz: Gemile Koyu. Çam ağaçlarının arasından geçerek ulaşılan bu masalsı koy, tam karşıdaki Aziz Nikola Adası’nın kalıntılarıyla size adeta tarihin içinde yüzüyormuşsunuz hissi verir. Güneşi burada uğurlarken, biriktirdiğiniz tüm güzel anıların hafızanızda sonsuza dek kalacağına şüpheniz olmasın... Tıpkı Aziz Nikola Adası’nın yüzyıllardır orada durduğu gibi.
Dünün denizine doymuş olanlar için;
Fethiye’nin asıl ruhu, sadece kıyılarında değil; kayalara kazınmış anılarında ve terk edilmiş sokaklarında saklı. Şehrin hemen üzerinden size selam veren Amintas Kaya Mezarları, binlerce yıllık Likya ihtişamını bugüne taşıyor; merdivenleri çıkmak biraz nefesinizi kesti, biliyoruz... Ama inanın zirvedeki manzara her basamağa değiyor. Asıl hikaye ise mübadele döneminden kalma sessiz taş evleriyle Kayaköy’de (Hayalet Köy) gizli.

O dar sokaklarda hüzün ve hayranlık arasında yürürken, tepedeki kiliseye çıkıp gün batımını izlemek, size tarihin derinliklerinde olduğunuzu hissettirecek gerçek bir görsel şölene dönüşüyor. Bütün günün anılarını ceplerinize doldurduysanız...
Hoş geldin tatil akşamları...
Akşamı taçlandırmak için adresimiz belli: Fethiye Balık Hali. Balığınızı tezgahtan kendi elinizle ve uygun fiyata seçip, etraftaki restoranlardan birinde size özel hazırlanan taptaze mezelerle eşlik ettiğiniz o sofra, tam bir klasik Fethiye akşamı ritüeline dönüşüyor. Ama gün içinde, o tatlı gezi telaşının arasında karnınız acıktığında ise rotayı Kayaköy yolundaki minik bahçeli teyze dükkanlarına kırın. Orada yiyeceğiniz taze otlu, sıcacık bir gözleme ve yanındaki buz gibi yayık ayranı; emin olun en lüks restoranın sunduğu her şeyden çok daha fazla iz bırakıyor ve ruhu doyuruyor.

Siz isterseniz akşamı başa, sabahı sona alabilirsiniz. Bizim bildiğimiz bir şey var ki; bu tatil, "o tatil" olacak ve hep tekrar tekrar dönmek isteyeceksiniz.
Yorumlar
3