Karadeniz’e bakarken bazı yerler yalnızca görünmez; insanın içinde eski bir hikâye gibi açılır. Giresun Adası da tam böyle bir yer. Giresun kıyılarının karşısında, denizin ortasında sessizce duran bu küçük ada, ilk bakışta yeşil bir kara parçası gibi görünür. Fakat tekne yaklaştıkça manzara değişir; dalgaların sesi, martıların çığlıkları, taş duvarların suskunluğu ve rüzgârın taşıdığı eski söylenceler birbirine karışır. Burası yalnızca Giresun’un en özel doğal güzelliklerinden biri değildir; aynı zamanda mitolojiyle arkeolojinin, halk inançlarıyla tarihsel gerçekliğin iç içe geçtiği sıra dışı bir kültür durağıdır. Giresun Adası, kent merkezinin Gedikkaya mevkii karşısında, kıyıdan yaklaşık 1,6 kilometre açıkta yer alır. Yaklaşık 40 bin metrekarelik yüzölçümüne ve denizden 30 metre yüksekliğe sahip olan ada; antik kaynaklarda Aretias ve Roma döneminde Khalkeritis adlarıyla anılmıştır. Doğu Karadeniz’de Antik Çağ ve Ortaçağ boyunca yerleşime sahne olmuş tek ada niteliği taşır.
Denizin Ortasında Saklanan Eski Bir Dünya

Giresun Adası’na ayak bastığınızda ilk hissedilen şey, buranın küçük olmasına rağmen “boş” olmadığıdır. Her taşın, her ağaç gölgesinin, her kalıntının anlatacak bir şeyi vardır. Ada üzerinde Ortaçağ’dan kalma surlar, kilise, şapel, sarnıç, pithoslar ve mezar yapıları bulunur. Bu kalıntılar, adanın yalnızca geçici bir uğrak noktası değil; uzun süreli bir yaşam, savunma ve inanç alanı olduğunu gösterir.

Ada aynı zamanda 2. derece arkeolojik ve doğal sit alanıdır. Arkeolojik çalışmalar, Giresun Adası’nın geçmişini daha da derine taşır. Araştırmalar adadaki buluntulardan hareketle tarihi MÖ 300’lü yıllara kadar indirirken, Türkiye Turizm Ansiklopedisi’nde yer alan kazı değerlendirmeleri, en erken arkeolojik buluntular arasında MÖ 6. yüzyıla tarihlenen Ionia tipi kap parçasından söz eder. Bu da adanın, Giresun kıyılarındaki antik Kerasous kentiyle ilişkili çok eski bir yerleşim ve kutsal alan olabileceğini düşündürür.
Aretias: Ares’in Adası ve Argonotların Gölgesi

Giresun Adası’nı diğer pek çok tarihi alandan ayıran şey, arkeolojik kalıntılarının mitolojik anlatılarla yan yana durmasıdır. Antik dönemde ada, savaş tanrısı Ares ile ilişkilendirilmiş; Aretias adı da bu güçlü mitolojik belleğin izini taşımıştır. 2026 tarihli akademik bir çalışmaya göre ada, Grek Klasik Dönemi’nde Aretias; Roma İmparatorluk Dönemi’nde ise Khalkeritis olarak anılmıştır.

Aynı çalışma, Amazonlar ve Argonotlar anlatılarının adanın kültürel mirasında önemli yer tuttuğunu belirtir. Söylenceye göre Jason ve Argonotlar, Altın Post’u aramak üzere Kolkhis’e doğru yelken açarken bu adaya uğrar. Burada “Ares’in Kuşları” olarak bilinen, tunç tüylü oklar fırlattığına inanılan korkutucu kuşlarla karşılaşırlar. Elbette bu anlatı mitolojik bir dildir; fakat ilginç olan, adanın bugün de kuş türleri için önemli bir üreme ve yaşam alanı olmasıdır. Böylece efsane ile doğa, yüzyıllar sonra bile aynı sahnenin iki ayrı sesi gibi duyulur.
Amazon Kadınları, Hamza Taşı ve Bereket İnancı
Giresun Adası’nın en dikkat çekici kültürel izlerinden biri de Amazon kadınlarıyla ilişkilendirilen söylencelerdir. Antik anlatılarda savaşçı kadın toplulukları olarak geçen Amazonlar, Giresun Adası çevresindeki mitolojik hafızada güçlü bir yer edinmiştir. Ada, Amazonların Ares’e adak sunduğu kutsal bir alan olarak anlatılır. Bu söylencelerin kesin tarihsel kanıt gibi değil, bölgenin kültürel belleğini şekillendiren mitolojik miras olarak okunması gerekir. Adadaki Hamza Taşı ise bu belleğin halk inançlarıyla yaşayan kısmıdır. Hamza Taşı’nın, doğum ve bereket anlamlarıyla ilişkilendirilen eski inanç katmanlarının devamı olarak görüldüğü aktarılır. Çocuğu olmayan çiftlerin bu taş çevresinde dua ettiği, hatta geçmişte bir geceyi adada geçirdiklerinin bilindiği belirtilir. Bu gelenek, her yıl 20 Mayıs’ta kutlanan Mayıs Yedisi / Aksu Şenlikleri ile de ilişkilendirilir. Giresun Valiliği’nin kültür sayfasında Mayıs Yedisi geleneği üç ana ritüelle anlatılır: sacayaktan geçme, dere taşlama ve adanın etrafını dolaşma. Adanın çevresinde yapılan tur, Hamza Taşı önünde başlayıp yine orada biter. Bu ritüelin temelinde soyun sürdürülmesi, dertlerin denize bırakılması ve bereket dileği vardır.
Surlar, Kilise, Şapel ve Sarnıç: Taşa İşlenmiş Sessizlik

Giresun Adası’nda gezerken en etkileyici ayrıntılardan biri, yapıların denizle kurduğu ilişkidir. Ada tamamen surlarla çevrili bir savunma karakteri taşır. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri’ne göre ada içinde manastır, kilise, kule, şapel, sarnıç ve sunu çukurları gibi yapılar vardır. Kilise doğu-batı yönünde dikdörtgen planlıdır; apsis doğu cephesinde yer alır. Sarnıç ise adanın batısında, surların dışında ve topografyaya uyumlu biçimde konumlanır. Bu kalıntılar, adanın yalnızca dini bir merkez değil; aynı zamanda stratejik bir gözlem noktası olduğunu da düşündürür. Orta Bizans döneminde burada bir manastır kompleksi bulunduğu, sur içinde kilise, şapel, depolar, sarnıç ve yönetici yapılarının yer aldığı belirtilir. Ada, Kerasous kenti için denizden gelebilecek tehlikelere karşı erken uyarı ve savunma noktası işlevi de görmüş olmalıdır.
Gezginlerin Gözünden Giresun Adası
Giresun Adası yalnızca antik metinlerde değil, seyyahların notlarında da karşımıza çıkar. Türkiye Turizm Ansiklopedisi’nde aktarıldığına göre Evliya Çelebi, 17. yüzyılda adanın Don-Volga Kazakları tarafından üs ve kayık saklama yeri olarak kullanıldığından söz eder. 19. yüzyılda Minas Bıjışkyan adadaki manastır ve kiliseden bahsederken; Charles Texier, Fallmerayer ve Vital Cuinet gibi gezginler de adanın yapıları, doğası, surları ve kilise kalıntıları hakkında bilgiler verir. Bu anlatılar, Giresun Adası’nın yüzyıllar boyunca tamamen unutulmadığını gösterir. Ada bazen kutsal bir alan, bazen savunma noktası, bazen denizcilerin gözünde sığınak, bazen de halk hikâyelerinin sahnesi olmuştur.
Karadeniz’in Ortasında Yaşayan Bir Hafıza
Giresun Adası, büyük anıtlarıyla insanı ezen bir yer değil; küçük ayrıntılarıyla içine çeken bir yerdir. Burada tarih, gösterişli cümlelerle değil, yosun tutmuş taşlarla konuşur. Mitoloji, bir masal gibi uzakta kalmaz; martıların sesiyle, Hamza Taşı’nın çevresinde yaşayan dileklerle, surların denize bakan yüzüyle bugüne karışır. Giresun’a yolunuz düşerse bu adaya yalnızca “gezilecek yer” diye bakmayın. Onu, Karadeniz’in ortasında duran eski bir hafıza gibi düşünün. Çünkü Giresun Adası’nda yürürken aslında yalnızca bir adayı değil; Ares’in gölgesini, Amazonların söylencesini, Bizans rahiplerinin sessizliğini, halkın bereket dualarını ve Giresun’un denize açılan ruhunu birlikte gezmiş olursunuz.
Giresun Adası’nda Görülmesi Gerekenler
Giresun Adası’na gittiğinizde yalnızca hızlıca fotoğraf çekip dönmek yerine, adanın ritmini dinlemeye zaman ayırın. Surların izlerini takip edin, sarnıcın konumuna bakın, kilise ve şapel kalıntılarının çevresinde yavaş yürüyün. Hamza Taşı’nın yalnızca bir kaya parçası değil, Giresun halk kültüründe dilek, bereket ve süreklilik anlamları taşıyan bir sembol olduğunu hatırlayın. Kuşların yoğun olduğu dönemlerde daha dikkatli olmak gerekir. Ada, kuş türleri için önemli bir yaşam ve üreme alanıdır; bu yüzden ziyaret sırasında gürültü yapmamak, yuvalama alanlarına yaklaşmamak ve doğaya müdahale etmemek en doğru davranıştır.
Küçük bir tavsiye: Adaya mümkünse açık havada ve denizin sakin olduğu bir günde gidin. Yanınıza rahat yürüyüş ayakkabısı alın; çünkü burası klasik bir sahil gezisi değil, taşların ve patikaların arasında ilerleyen kısa ama yoğun bir kültür yolculuğudur. Fotoğraf çekmek için en güzel anlar genellikle teknenin adaya yaklaştığı ve dönüşte Giresun kıyılarının arkada kaldığı dakikalardır.
Gitmeden Önce Bilmeniz Gereken Küçük Notlar
Giresun Adası, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Giresun Müzesi Müdürlüğü’ne bağlı “ören yeri” olarak ilan edilmiştir. 2025 yılında tamamlanan çevre düzenlemesi kapsamında yürüyüş yolları, yönlendirme tabelaları, karşılama merkezi, güvenlik noktası, gişe, kafe ve tuvalet gibi ziyaretçi birimleri oluşturulmuştur. Ziyaret planı yaparken güncel uygulamaları kontrol etmek önemlidir. Çünkü tekne seferleri, giriş düzeni ve adadaki ziyaret koşulları mevsime, hava durumuna ve resmî uygulamalara göre değişebilir.
Giresun Adası’na Nasıl Gidilir?
Giresun Merkezden Tekneyle Ulaşım
Giresun Adası’na ulaşımın temel yolu denizdir. Kültür Portalı’na göre adaya Giresun Limanı’ndan hareket eden tekne turlarıyla gidilebilmektedir.
Tekne seferleri hava ve deniz koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle gitmeden önce limandaki güncel tur bilgilerini kontrol etmek iyi olur.
Yolculuk kısa sürse de Karadeniz’in havası hızlı değişebildiği için rüzgârlı günlerde hazırlıklı olmak gerekir.
Özel Araçla Giresun Limanı’na Gidiş
Giresun şehir merkezine geldikten sonra liman bölgesine yönelin.
Merkezden limana ulaşım oldukça kolaydır; şehir içinden taksiyle ya da kısa bir araç yolculuğuyla gidilebilir.
Aracınızı liman çevresindeki uygun park alanlarına bıraktıktan sonra tekne kalkış noktasına geçebilirsiniz.
Toplu Taşıma ile Ulaşım
Giresun merkezdeyseniz şehir içi dolmuş ve minibüslerle liman çevresine yakın noktalara ulaşabilirsiniz.
İlçelerden gelenler önce Giresun merkeze, ardından liman bölgesine geçmelidir.
Yaz aylarında ve hafta sonlarında yoğunluk olabileceği için erken saatlerde hareket etmek daha rahat bir gezi sağlar.
Hava Yoluyla Gelenler İçin
Giresun’a en yakın havalimanı Ordu-Giresun Havalimanı’dır. DHMİ bilgilerine göre havalimanı Giresun şehir merkezine yaklaşık 28 kilometre uzaklıktadır; merkeze Havaş, taksi, araç kiralama veya özel araçla ulaşım sağlanabilir.
Şehir merkezine geldikten sonra Giresun Limanı’ndan tekne turlarına geçiş yapılır.