Hakkâri denildiğinde akla önce yüksek dağlar, derin vadiler ve sert bir coğrafya geliyor. Oysa şehir merkezinde, dağların gölgesinde sessizce duran bir yapı var ki Hakkâri’nin yalnızca doğal güzelliklerden ibaret olmadığını daha ilk bakışta hatırlatıyor: Meydan Medresesi. Kesme taş duvarları, sade ama güçlü taç kapısı ve avluyu çevreleyen iki katlı düzeniyle bu yapı, kentin dikkat çekici tarihî eserlerinden biri. Bugün Hakkâri Kent Arşiv ve Etnografya Müzesi olarak kullanılan medrese, geçmişte eğitim için tasarlanmış bir mekânken artık şehrin kültürel hafızasını ziyaretçilere anlatan yaşayan bir durak niteliğinde.

Bir Kitabe, Üç Asırlık Bir Hikâye
Meydan Medresesi’nin giriş kapısının üzerindeki kitabe, yapının tarihini anlamak için en önemli ipuçlarından biri. Kitabeye göre medrese Hicri 1112, yani 1700-1701 yıllarında inşa edildi. Hakkâri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de yapıyı 18. yüzyılın başlarına tarihlendiriyor. Yapının İzzeddin oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırıldığı resmî turizm kaynaklarında yaygın biçimde aktarılıyor. Bununla birlikte Hakkâri Üniversitesi, kitabenin büyük bölümünü Kur’an-ı Kerim’den ayetlerin oluşturduğunu ve buradan yapıyı yaptıran kişinin kesin biçimde belirlenemediğini; İbrahim Bey’e atfın tarihsel bir değerlendirme olduğunu belirtiyor. Bu nedenle medresenin yapım tarihi konusunda kitabe oldukça açıkken, banisi konusunda daha temkinli konuşmak en doğrusu. Bu küçük tarih ayrıntısı, Meydan Medresesi’ni daha da ilgi çekici hâle getiriyor. Çünkü karşımızda yalnızca “1700’lü yıllarda yapılmış eski bir bina” yok. Hakkâri’nin Osmanlı dönemindeki yerel yönetim düzenini, eğitim hayatını ve bölgedeki mimari geleneği aynı yapı üzerinden okumaya imkân veren bir eser var.
Kapıdan İçeri Girince Mimari Değişiyor
Meydan Medresesi dışarıdan oldukça ağırbaşlı görünür. Güney cephesinin ortasındaki taç kapı, yapının en dikkat çekici bölümlerinden biridir. Sivri kemerli giriş; helezonik yivli silmeler ve mukarnaslı bordürlerle hareketlendirilmiştir. Cephede gösterişe kaçmayan süsleme, düzgün kesme taşın düzenli görüntüsüyle birleşerek medreseye güçlü bir karakter kazandırır. Asıl sürpriz ise kapıdan içeri girildiğinde başlar. Yaklaşık 18,25 x 23,40 metre dış ölçülere sahip yapı; dikdörtgen planlı, iç avlulu, iki katlı ve iki kanatlıdır. Avlunun dört çevresini iki kat boyunca revaklar dolaşır. Alt kattaki revaklar silindirik gövdeli sütunlara, ikinci kattakiler ise payelere oturur. Kuzey ve güney yönlerinde üçer, yanlarda dörder revak gözü bulunur. Avlunun doğu ve batı taraflarında sıralanan medrese hücreleri ise yapının geçmişteki kullanım düzenini anlamayı kolaylaştırır. Avlunun ortasında birkaç dakika durduğunuzda yapının dışarıdaki sade görüntüsünün içeride nasıl katmanlandığını daha iyi fark ediyorsunuz. Kemerler, sütunlar ve taş yüzeyler gözünüzü sürekli başka bir ayrıntıya çekiyor. Meydan Medresesi’ni fotoğraflamak isteyenler için de en güçlü kadrajların çoğu tam burada oluşuyor.

Hakkâri’de Bir Medrese Neden Bu Kadar Önemli?
Meydan Medresesi, Anadolu’da Selçuklu döneminde başlayıp Beylikler ve Osmanlı döneminde gelişen avlulu medrese planının 18. yüzyıl başlarındaki örneklerinden biri. Resmî kaynaklarda yapının Bitlis, Hoşap ve Pizan çevresindeki medreselerle plan ve mimari özellikler bakımından benzerlik gösterdiği belirtiliyor. Bu benzerlikler Hakkâri’nin tarihî mimarisini çevresindeki kültür merkezleriyle birlikte okumayı da mümkün kılıyor. Medreseler dönemlerinin yalnızca mimari yapıları değil, aynı zamanda eğitim ve bilgi aktarımının gerçekleştiği önemli merkezleriydi. Hakkâri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de şehirde günümüze ulaşan medrese ve camileri, bölgenin geçmişteki ilim hayatının izleri arasında değerlendiriyor.
Taşın Sessiz Dili: Süslemeden Çok Denge
Meydan Medresesi’nde ilk bakışta yoğun bezemeler görmeyi beklememek gerekiyor. Yapının etkileyiciliği daha çok taş işçiliği, oranları ve avlu düzeninden geliyor. Düzgün kesme taşla inşa edilen duvarlarda bağlayıcı olarak kireç harcı kullanılmış. Taç kapıdaki mukarnas ve silmeler ise dış cephenin karakteristik mimari ayrıntıları arasında. İçeriye geçildiğinde mimari ritmi revaklar oluşturuyor. Aynı kemerlerin avlu çevresinde tekrar etmesi, iki katlı yapıya hem düzen hem de derinlik kazandırıyor. Özellikle avlunun köşelerinden bakıldığında bir tarafta sütunlar, diğer tarafta üst kat revakları ve taş duvarlar aynı kadraj içinde birleşiyor.

Yıkımdan Onarıma Uzanan Uzun Yol
Meydan Medresesi bugünkü hâline hiçbir zarar görmeden ulaşmış bir yapı değil. Sanat tarihçisi Oktay Aslanapa, 1959 yılında yapıdan söz ederken iki katlı medresenin revaklı avlusunun yıkık durumda olduğunu bildirdiğini aktarıyor. Yapı daha sonra onarımdan geçirildi; kaynaklarda 1984 yılındaki onarım özellikle belirtiliyor. Sonraki yıllarda da medresenin korunması ve çevresinin yeniden düzenlenmesi için çeşitli çalışmalar yürütüldü. Hakkâri Üniversitesi tarafından 2018’de duyurulan proje kapsamında çevre düzenlemesi, aydınlatma, koruma duvarları ve kültür evi gibi tamamlayıcı uygulamalar planlandı. 2021’de ise yapının Hakkâri Kent Arşiv ve Etnografya Müzesi olarak kullanılabilmesi için bakım ve onarım çalışmalarının sürdüğü açıklandı. Böylece Meydan Medresesi’nin hikâyesi yalnızca geçmişte eğitim verilen bir yapı olarak kalmadı. Yüzyıllar sonra başka bir işleve kavuşarak yine bilgi aktaran, yine insanları Hakkâri’nin geçmişiyle buluşturan bir mekâna dönüştü.
Dağların Arasında Kalan Sessiz Bir Ders
Hakkâri’nin doğası o kadar güçlü ki bazen şehrin tarihî yapıları ikinci planda kalabiliyor. Meydan Medresesi ise bu algıyı değiştiren yerlerden biri. Üç asrı aşan geçmişi, kesme taş mimarisi, avlulu planı ve bugün müze olarak sürdürdüğü yeni işleviyle Hakkâri’nin kültür tarihine açılan sakin ama güçlü bir kapı. Buradan ayrılırken akılda kalan yalnızca bir medrese fotoğrafı olmuyor. Bir zamanlar eğitim amacıyla kullanılan avlunun bugün ziyaretçileri ağırlaması, eski medrese mekânlarının şehrin belleğini anlatan bir müzeye dönüşmesi ve bütün bunların Hakkâri’nin dağları arasında gerçekleşmesi yapıya ayrı bir anlam katıyor.

Şehir Merkezinde Kısa Ama Dolu Bir Kültür Molası
Meydan Medresesi’nin en güzel taraflarından biri Hakkâri şehir merkezinde bulunması. Bu nedenle şehrin dışındaki uzun doğa rotalarının aksine, burayı görmek için saatler süren bir yolculuk planlamak gerekmiyor. Hakkâri’ye ilk kez gelenler için medrese, kentin tarihî yüzünü tanımaya başlamak adına oldukça iyi bir durak. Ziyarette yalnızca müze içeriğine odaklanmak yerine yapının kendisine de zaman ayırmak gerekiyor. Taç kapıyı dışarıdan inceleyin, avlunun farklı köşelerinden revaklara bakın ve üst kat düzeninin avluya nasıl bir derinlik kattığını fark etmeye çalışın. Kısacası, sergilenenler kadar onları çevreleyen üç asırlık taş yapı da gezinin önemli bir parçası.
Meydan Medresesi’ne Nasıl Gidilir?
Meydan Medresesi Hakkâri Merkez’de, Medrese Mahallesi’nde yer alıyor.
Toplu taşımayla: Meydan Medresesi’ne şehir içi ulaşım araçlarıyla erişim sağlanabiliyor. Hat ve sefer düzenleri değişebileceği için kullanılacak aracı yolculuk öncesinde güncel şehir içi ulaşım bilgilerinden kontrol etmek en doğru yöntem.
Özel araçla: Hakkâri şehir merkezinden Medrese Mahallesi ve Sevgi Caddesi yönüne ilerlenerek yapıya ulaşılabilir. Navigasyonda “Hakkâri Kent Arşiv ve Etnografya Müzesi” ya da “Meydan Medresesi” adıyla arama yapmak pratik olacaktır. Müzenin resmî adresi şehir merkezinde yer alıyor.
Taksiyle: Şehir merkezindeki konumu nedeniyle taksi de doğrudan ulaşım için değerlendirilebilecek seçeneklerden biri.