Kars’ın merkezinde yürürken şehrin taş mimarisi kısa sürede kendini belli eder. Birbirini dik kesen geniş caddeler, koyu renkli taş cepheler ve 19. yüzyılın sonlarında şekillenen kent dokusu, Kars’ı Doğu Anadolu’daki pek çok şehirden ayırır. Bu sokakların arasında yükselen Fethiye Camii ise ilk bakışta bile farklı bir hikâyesi olduğunu hissettiren yapılardan biri. Bugün ibadetin devam ettiği yapı, aslında 19. yüzyılın sonlarında Kars’ın Rus yönetiminde bulunduğu dönemde kilise olarak inşa edildi. Daha sonra bambaşka bir işlev kazandı; 1953-1970 yılları arasında kapalı spor salonu olarak kullanıldı, 1985 yılında ise iki minare eklenerek camiye dönüştürüldü. Böylece Fethiye Camii, yalnızca mimarisiyle değil, yaklaşık bir asırlık süre içinde geçirdiği değişimlerle de Kars’ın çok katmanlı şehir hafızasını taşıyan yapılardan biri hâline geldi.

Bir Camiye Bakarken Neden 19. Yüzyıl Kars’ını Görüyoruz?
Fethiye Camii’nin hikâyesini anlamak için 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasına gitmek gerekiyor. Savaşın ardından Kars yaklaşık kırk yıl boyunca Rus yönetiminde kaldı. 1878’den 1918’e uzanan bu dönemde şehirde yeni bir imar anlayışı uygulandı; bugünkü Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet mahallelerinin merkezini oluşturduğu bölgede birbirini dik kesen caddelerle ızgara planlı yeni bir kent dokusu kuruldu. Bu değişim yalnızca sokak düzeniyle sınırlı değildi. Geniş caddelerin çevresinde bugün genellikle Baltık mimarisi olarak anılan anlayışla çok sayıda taş yapı inşa edildi. Kars İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, bu dönemde özellikle 1890’dan 1917’ye kadar kentte düzgün kesme taş kullanılan çok sayıda yapının yükseldiğini belirtiyor. Fethiye Camii de tam olarak bu tarihsel ortamda ortaya çıktı. 19. yüzyılın sonlarında kilise olarak yapılan yapı, bugün Kars’taki Baltık mimari mirasının en dikkat çekici dinî yapı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Minarelere Bakmadan Önce Yapının Gövdesine Bakın

Fethiye Camii’ni ilk kez gören biri, iki minaresi nedeniyle doğal olarak bugünkü işlevine odaklanabilir. Fakat yapının ana gövdesine biraz daha dikkatli bakıldığında alışılmış tarihî Anadolu camilerinden oldukça farklı bir mimari düzen fark edilir. Kültür ve Turizm Bakanlığının kayıtlarında yapı, Baltık mimari tarzında ve doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olarak tanımlanıyor. Taş ağırlıklı görünümü ve güçlü yapı kütlesi, Kars’ın Rus yönetimi döneminde şekillenen kent mimarisiyle doğrudan bağ kuruyor. Burada ilginç olan, yapının eski ve yeni işlevlerinin aynı görüntü içinde okunabilmesi. Ana kütle 19. yüzyıl sonundaki kilise dönemini hatırlatırken 1985 yılında eklenen iki minare, binanın camiye dönüşen yeni dönemini açıkça gösteriyor. Bu nedenle Fethiye Camii’nde tek bir mimari zamana bakmıyorsunuz; yapının geçirdiği dönüşüm de görünüşünün bir parçası hâline gelmiş durumda.
Kiliseden Spor Salonuna Uzanan Beklenmedik Dönem
Tarihî yapıların zaman içinde farklı amaçlarla kullanılması şaşırtıcı değil. Fakat Fethiye Camii’nin geçmişindeki en ilginç dönemlerden biri, dinî işlevinin tamamen dışında kullanıldığı yıllar.Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarına göre bina 1953 ile 1970 yılları arasında kapalı spor salonu olarak hizmet verdi. Bugün caminin taş cephesine bakarken içeride bir dönem spor karşılaşmalarının ve antrenmanların yapıldığını düşünmek oldukça sıra dışı gelebilir. Bu kullanım değişikliği, yapının Kars’ın modern şehir hayatındaki yerini de gösteriyor. Bina yalnızca tarihî bir anıt olarak korunup gündelik hayattan koparılmadı; farklı dönemlerde şehrin ihtiyaçlarına göre başka işlevler üstlendi. 1985’e gelindiğinde iki minare eklenerek camiye dönüştürüldü.
Kars’ın Baltık Mimarisi Burada Neden Bu Kadar Belirgin?
Kars’taki Baltık mimarisini anlamak için yalnızca Fethiye Camii’ne değil, bulunduğu çevreye de bakmak gerekiyor. Kars İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne göre Rus yönetimi yıllarında kent merkezinde ızgara planlı caddeler açıldı ve 1890’dan 1917’ye kadar bu caddelerin çevresinde düzgün kesme taşla çok sayıda yapı inşa edildi. Bu binaların cephelerinde yalancı sütunlar, taş bordürler, kabartmalar ve farklı süsleme düzenleri kullanıldı. Resmî kayıtlarda bu döneme ait 190 yapının tescil edilerek koruma altına alındığı bilgisi yer alıyor. Bunların bir kısmı konut, bir kısmı iş yeri, bir kısmı ise kamu binası olarak kullanılmaya devam ediyor.

Kışın Beyaz, Taşta Koyu: Fethiye Camii’nin En Güçlü Mevsimi
Kars’ın taş yapıları kış aylarında bambaşka bir görünüm kazanıyor. Fethiye Camii de bunun güzel örneklerinden biri. Kar yağdığında çevredeki beyaz zemin ile yapının koyu taş görünümü arasında güçlü bir kontrast oluşuyor. İki minare ve ana yapı aynı kadrajda düşünüldüğünde caminin mimari dönüşümü daha belirgin hâle geliyor. Ancak yapıyı yalnızca kışın görmek gerektiğini düşünmeyin. İlkbahar ve yaz aylarında taş cephedeki ayrıntıları daha rahat seçmek, yapının kütlesini ve çevredeki kent dokusuyla ilişkisini görmek mümkün. Akşamüstüne yaklaşan saatlerde ise taş yüzeylerde oluşan ışık ve gölgeler cephenin farklı bölümlerini daha belirgin hâle getiriyor. Fethiye Camii’nin fotoğrafını çekerken yalnızca minarelere odaklanmak yerine yapının tamamını kadraja almak daha anlamlı. Çünkü buradaki asıl hikâye tam da eski ana yapı ile sonradan eklenen parçaların yan yana durmasında saklı.
Tek Bir Yapıyla Kars’ın Üç Ayrı Dönemine Bakmak

Fethiye Camii’ni özel yapan şey yalnızca eski bir kilisenin bugün cami olarak kullanılması değil. Yapının geçmişinde Kars’ın üç farklı dönemini yan yana okumak mümkün. İlk dönem, 19. yüzyılın sonlarında Rus yönetimi sırasında kilise olarak inşa edildiği yıllar. İkinci dönem, Cumhuriyet yıllarında kapalı spor salonu olarak kullanıldığı 1953-1970 arası. Üçüncü dönem ise 1985’te iki minarenin eklenmesiyle başlayan cami dönemi. Bu üç aşama, Kars’ın siyasi ve toplumsal değişimlerinin tek bir bina üzerinde nasıl iz bırakabildiğini gösteriyor. Yapı bugün hâlâ kent yaşamının ve ibadetin içinde olduğu için bu tarihsel değişim gündelik hayatta da görünür kalıyor.
Fethiye Camii’nden Çıkınca Gezi Bitmesin
Fethiye Camii şehir merkezinde bulunduğu için Kars’ın diğer tarihî noktalarıyla aynı gün içinde rahatça gezilebilir. Özellikle Baltık mimarisine ait sivil yapıları görmek isteyenler için Cumhuriyet, Ortakapı ve Yusufpaşa mahalleleri çevresinde yürümek iyi bir devam rotası oluşturuyor. Bu mahallelerin bugünkü kent planının temelleri de Rus yönetimi yıllarında gerçekleştirilen imar çalışmaları sırasında şekillendi. Kars Kalesi, Taş Köprü ve Kümbet Camii gibi daha eski dönemlere ait yapılarla Fethiye Camii arasında mimari açıdan büyük farklar var. Aslında tam da bu fark Kars gezisini ilginç kılıyor. Şehir merkezinde kısa mesafeler içinde Orta Çağ’dan Osmanlı dönemine, 19. yüzyıl Rus kent mimarisinden Cumhuriyet yıllarına kadar uzanan farklı katmanlarla karşılaşmak mümkün.
Fethiye Camii’ne Nasıl Gidilir?
Fethiye Camii Kars şehir merkezinde bulunuyor. Resmî kaynakta merkezî konumu nedeniyle yapıya yürüyerek veya araçla ulaşılabileceği belirtiliyor.
Yürüyerek: Kars merkezde konaklıyorsanız Cumhuriyet ve Ortakapı çevresinden şehir içinde yürüyerek camiye ulaşabilirsiniz.
Özel araçla: Navigasyonda “Fethiye Camii, Kars Merkez” konumu kullanılabilir. Yapı kent merkezinde olduğundan yoğun saatlerde çevredeki trafik ve park düzenini dikkate almak yararlı olur.
Cami aktif ibadet mekânı olduğundan turistik gezi için mümkünse namaz saatlerinin dışını tercih etmek daha sakin bir ziyaret sağlar. Fethiye Camii’nin önünden geçip yalnızca iki minareye bakarsanız güzel bir cami görürsünüz. Biraz daha dikkatli baktığınızda ise 19. yüzyılın şehir planlamasını, Rus döneminin mimari izlerini, Cumhuriyet yıllarındaki sıra dışı kullanımını ve bugün devam eden ibadet hayatını aynı yapı içinde okumaya başlarsınız.