Karadeniz’in yeşil yüzünden daha sessiz ama en az onun kadar etkileyici bir başka Rize saklıdır. Bu eski şehrin izlerinden biri, İslampaşa Mahallesi’nde yaklaşık dört buçuk asırdır ayakta duran Kurşunlu Camii’dir. Resmî kayıtlarda İslampaşa Camii adıyla da geçen yapı, yüksek duvarları ve gösterişli süslemeleriyle ziyaretçiyi etkilemeye çalışan anıtsal bir cami değildir. Onun gücü daha sakin bir yerde durur. Yağmurun koyulaştırdığı taşlarında, kurşun kaplı kubbesinde, haziresindeki yıpranmış mezar taşlarında ve yüzyıllardır aynı mekânda yan yana duran insanların bıraktığı görünmez izlerde…
Bir Caminin İki Adı: İslampaşa mı, Kurşunlu mu?

Yapının tarihî adı İslampaşa Camii’dir. Bulunduğu mahalle de bugün aynı adla anılır. “Kurşunlu Camii” adı ise kubbesinin dış yüzeyini örten kurşun kaplamadan gelir. Karadeniz’in bol yağışlı ve nemli ikliminde bu kaplama yalnızca estetik bir tercih değildir; kubbeyi suya ve sert hava koşullarına karşı koruyan işlevsel bir çözümdür. Zamanla yapının bu belirgin özelliği halk arasında asıl adının önüne geçmiş, cami “Kurşunlu” adıyla tanınmaya başlamıştır. Bugün haritalarda veya kaynaklarda iki isimden biriyle karşılaşabilirsiniz. Her ikisi de aynı tarihî yapıyı ifade eder.
Kapının Üzerinde 1570–1571 Yılına Açılan Bir Pencere
Caminin girişindeki kitabede yapının eski tarihi Hicri 978 olarak kaydedilmiştir. Bu tarih Miladi 1570–1571 yıllarına karşılık gelir. Kayıtlarda caminin 1571 yılında İskender Cafer Paşa tarafından yaptırıldığı belirtilir. Bu tarihlendirme, Kurşunlu Camii’ni Rize kent merkezinde günümüze ulaşabilen en eski Osmanlı camilerinden biri hâline getirir. Yapının inşa edildiği dönem, Osmanlı hâkimiyetinin Doğu Karadeniz’de kalıcı bir şehir düzenine dönüştüğü yıllardı. Rize’de dinî yapılar önce kale çevresinde görülmüş, ardından yerleşimin çarşıya ve İslampaşa tarafına doğru gelişmesiyle yeni mahallelerin merkezinde camiler yükselmeye başlamıştı. Kurşunlu Camii de bu değişimin taş ve ahşapla kurulmuş tanıklarından biridir.
Banisi Kimdi? Kitabe ile Arşiv Arasındaki Tarih Bilmecesi
Caminin en ilginç taraflarından biri, banisinin kimliği konusunda süren tartışmadır. Günümüzde kabul gören anlatı, yapının İskender Cafer Paşa tarafından yaptırıldığı yönündedir. Bu bilgi, girişte bulunan ve 1908–1909 onarımında düzenlendiği anlaşılan kitabede de yer alır. Ancak tarihçi Eyüp Kul’un arşiv belgelerine dayanan çalışması konuya farklı bir kapı açar. Hurufât defterlerindeki görevli tayinlerinde yapı “İslam Paşa Camii” şeklinde kaydedilmiş; camiyle bağlantılı işlemlerde Cafer Paşa veya Kurşunlu adlarına rastlanmamıştır. Belgeler ayrıca caminin devamlılığı için bir İslam Paşa Vakfı kurulduğunu gösterir. Bu nedenle İslam Paşa ile Cafer Paşa’nın aynı kişi olup olmadığı kesin biçimde açıklığa kavuşmuş değildir. Kısacası giriş kitabesi bize İskender Cafer Paşa adını verirken Osmanlı arşivleri İslam Paşa’yı işaret eder. Caminin geçmişindeki asıl “söylence” de belki burada başlar: Yapının banisi hakkında anlatılan kesin hükümler, belgeler yakından incelendiğinde yerini hâlâ çözülememiş bir tarih bilmecesine bırakır.
Yağmura Direnen Mimari: Taş, Ahşap ve Kurşun

Kurşunlu Camii, yığma yapım tekniğiyle ve ağırlıklı olarak moloz taş kullanılarak inşa edilmiştir. Dıştan dikdörtgen görünen yapının ibadet mekânı, yani harimi kare planlıdır. Harimin merkezini örten kubbeye köşelerdeki tromplar aracılığıyla geçilir. Kubbe, sekizgen biçimli bir kasnak üzerine oturur; kasnaktaki yuvarlak kemerli açıklıklar içeriye dengeli bir gün ışığı taşır. Resmî tanıtımlarda yapı özellikle 24 pencereli kubbesiyle anılmaktadır. Üst örtü yalnızca kubbeden meydana gelmez. Ortadaki kurşun kaplı kubbeyi yanlarda kırma çatı tamamlar. Böylece klasik Osmanlı kubbe anlayışı, Rize’nin yoğun yağışına uygun bir çatı düzeniyle birleşir.

Kuzey cephesindeki ahşap son cemaat yeri, taş duvarlı ana bölümün daha sıcak ve yerel karakterli görünmesini sağlar. Kuzeybatı köşesinde yükselen kesme taş minare tek şerefelidir. Minareye harimin bu köşesinden geçilir. Kadınlar mahfiline ise doğu taraftaki döner merdivenle çıkılır; mahfil iki ahşap dikme tarafından taşınır. İçeride gösterişten çok ölçülü bir zarafet vardır. Taştan yapılan mihrap sade tutulmuştur. Ahşap minberin yapıya daha sonraki bir dönemde eklendiği düşünülür. Duvarlarda ve kubbe yüzeyinde görülen kalem işi bezemeler, mekânın ağır taş dokusunu renk ve çizgilerle yumuşatır.
1908 Onarımı: Caminin İkinci Nefesi

Yapı, Hicri 1326’da, yani 1908–1909 yıllarında kapsamlı bir onarım geçirmiştir. Girişteki tamir kitabesi bu müdahaleyi kayda geçirirken caminin ilk yapım tarihini de yeniden hatırlatır. Bugün görülen bazı ahşap bölümlerin, süslemelerin ve iç düzenlemelerin farklı dönemlerde yenilenmiş olması mümkündür. Bu nedenle Kurşunlu Camii’ni yalnızca 16. yüzyılda yapılıp değişmeden kalmış bir eser gibi düşünmemek gerekir. O, farklı kuşakların onardığı, kullandığı ve kendi dönemlerinden küçük izler bıraktığı yaşayan bir tarih yapısıdır.
Haziredeki Sessiz Arşiv
Caminin çevresindeki geniş hazire, ziyaret sırasında aceleyle geçilmemesi gereken bölümlerden biridir. Çünkü buradaki mezar taşları yalnızca vefat eden kişileri değil; dönemin giyim biçimlerini, unvanlarını, hat sanatını ve süsleme anlayışını da anlatır. Bilimsel olarak incelenen örneklerden biri 1727–1728 yılına tarihlenen bir erkek mezar taşıdır. Beyaz mermerden yapılan şahidenin yedi satırlık kitabesi nesih hatla yazılmıştır. Taş üzerinde rozet biçimli çiçek, çok kollu yıldız, mukarnas, rumi ve palmet gibi bezemeler bulunur. Başlık kısmındaki kavuk ise mezarda yatan kişinin dönem içindeki toplumsal kimliğine dair ipuçları taşır. Dolayısıyla burası bir arkeolojik kazı alanı olmasa da mezar taşları sayesinde okunabilen güçlü bir tarih ve sanat arşividir. Hazirede dolaşırken taşlara dokunmamak, mezarların üzerine basmamak ve fotoğraf çekerken alanın manevi niteliğini unutmamak gerekir.
Ziyaret Ederken Küçük Ama Değerli Tavsiyeler
Kurşunlu Camii günümüzde ibadet işlevini sürdürmektedir. Bu nedenle ziyaretinizi mümkünse cuma namazı ve günlük namaz saatlerinin dışına denk getirin. İçeri girerken sessiz olmak, uygun kıyafet tercih etmek ve fotoğraf çekmeden önce izin istemek doğru olacaktır. Sabah saatleri, hem çevrenin daha sakin olması hem de pencerelerden süzülen ışığın iç mekân ayrıntılarını belirginleştirmesi bakımından güzel bir seçimdir. Rize’nin değişken havası nedeniyle kısa bir gezi için bile yanınıza şemsiye almanızda fayda var. Haziredeki mezar taşlarını daha rahat incelemek istiyorsanız yağışsız bir gün tercih edebilirsiniz.
Kurşunlu Camii’ne Nasıl Gidilir?
Rize Merkezden Yürüyerek
Şehir merkezinden Menderes Bulvarı boyunca doğu yönünde İslampaşa Mahallesi’ne ilerleyin.
Harita uygulamasında “İslampaşa Camii” ve “Kurşunlu Camii” adlarının ikisiyle de arama yapabilirsiniz.
Başlangıç noktanıza göre yürüyüş mesafesi değişeceği için yola çıkmadan önce güncel rotayı kontrol edin.
Şehir İçi Toplu Taşımayla
Merkezden İslampaşa yönüne giden belediye otobüsü, halk otobüsü veya minibüsleri kullanabilirsiniz.
Menderes Bulvarı üzerindeki İslampaşa duraklarında inerek camiye kısa bir yürüyüşle ulaşılır.
Özel Araçla
Trabzon yönünden geliyorsanız D010 Karadeniz Sahil Yolu üzerinden Rize merkezini geçerek İslampaşa yönüne devam edin.
Artvin veya Çayeli tarafından gelenler aynı yolu batı yönünde takip ederek İslampaşa bağlantısına ulaşabilir.
Çevredeki yoğunluk özellikle cuma vakti artabileceğinden aracınızı uygun bir yere bırakıp son bölümü yürümek daha rahat olabilir.
Rize Otogarından
Otogardan şehir merkezi ve İslampaşa yönüne giden toplu taşıma araçlarına binebilirsiniz.
Taksiyle gidecekseniz “İslampaşa’daki tarihî Kurşunlu Camii” demeniz, benzer isimli yapılarla karışıklığı önler.
Rize-Artvin Havalimanından
Havalimanı Rize şehir merkezine yaklaşık 34 kilometre uzaklıktadır.
HAVAŞ servisi, minibüs, taksi veya kiralık araçla önce Rize merkezine ulaşabilirsiniz.
Merkezde indikten sonra İslampaşa yönündeki toplu taşıma araçlarına geçebilir ya da taksi kullanabilirsiniz.