Erzincan’dan Erzurum yönüne doğru ilerlerken ovanın kuzeydoğusunda yükselen tepelerden biri, uzaktan bakıldığında çevresindeki coğrafyadan çok farklı görünmeyebilir. Fakat o tepenin üzerine çıktığınızda manzara değişir. Taş temeller, eski sur hatları, tapınak kalıntıları ve yüzyıllar sonra yeniden ortaya çıkarılan yapılar, buranın sıradan bir yükselti olmadığını anlatmaya başlar. Burası Altıntepe Ören Yeri; Doğu Anadolu’nun Urartu geçmişini anlamak için Erzincan’daki en önemli arkeolojik duraklardan biri. Erzincan şehir merkezinin yaklaşık 15 kilometre kuzeydoğusunda, Üzümlü ilçesi sınırlarında bulunan Altıntepe, Erzincan Ovası’na hâkim doğal bir tepe üzerine kurulmuş. Akademik araştırmalarda tepenin yaklaşık 400 metre çapında ve ova seviyesinden yaklaşık 60 metre yüksekte olduğu belirtiliyor. Yerleşimdeki en erken izlerin Tunç Çağı’na kadar uzandığı düşünülse de Altıntepe’nin bugün tanınmasını sağlayan asıl kalıntılar Urartu dönemine ait.
Bir Tepenin Üzerine Neden Böyle Bir Kent Kuruldu?
Altıntepe’ye baktığınızda konum seçiminin rastlantı olmadığını anlamak zor değil. Çevredeki ovayı görebilen yüksek bir noktada bulunması, yerleşime hem savunma hem de çevredeki yolları kontrol etme açısından önemli bir avantaj sağlamış olmalı. Urartular, Doğu Anadolu’nun zorlu coğrafyasına uyum sağlayan kaleleri, sarayları, tapınakları ve mühendislik yapılarıyla biliniyor. Altıntepe de bu geleneğin Erzincan’daki güçlü örneklerinden biri. Kültür ve Turizm Bakanlığının kayıtlarında yerleşimin iç içe iki kale duvarıyla korunduğu; bu savunma sisteminin içerisinde tapınak-saray kompleksi, konutlar, mezarlar ve başka yapılar bulunduğu belirtiliyor. Bugün kalıntılar arasında yürürken yapıların büyük bölümü yalnızca duvar seviyesinde görülüyor. Yine de planları takip etmeye başladığınızda tepede oldukça düzenli ve gelişmiş bir yerleşimin bulunduğu daha net anlaşılıyor.

Altıntepe’yi Dünyaya Tanıtan Kazılar
Altıntepe’nin bilim dünyasındaki asıl hikâyesi 20. yüzyılın ortalarında başladı. İlk kapsamlı arkeolojik kazılar 1959-1968 yılları arasında Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığında gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan Urartu mimarisi ve küçük buluntular, yalnızca Erzincan tarihi açısından değil, Urartu arkeolojisinin anlaşılması açısından da önemli veriler sağladı. Uzun bir aradan sonra ikinci dönem kazıları 2003 yılında başladı. Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümünün kayıtlarına göre Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu başkanlığındaki çalışmalar 2003-2020 yılları arasında sürdürüldü. Bu dönemde hem yeni alanlar kazıldı hem de daha önce ortaya çıkarılmış mimari kalıntılarda koruma ve onarım çalışmaları gerçekleştirildi. Yani bugün Altıntepe’de gördüğümüz görüntü, tek bir kazı sezonunun değil, onlarca yıla yayılan arkeolojik araştırmaların sonucu.
Sütunların Yerini Hayal Edince Saray Yeniden Beliriyor
Altıntepe’deki en dikkat çekici yapılardan biri büyük sütunlu kabul salonu. Günümüzde çatısını ve duvarlarının tamamını görmek mümkün değil; ancak kazılarda ortaya çıkan plan, yapının ne kadar görkemli olduğunu anlamaya yetiyor. Tahsin Özgüç’ün yayımladığı kazı sonuçlarına göre saray ya da kabul salonu olarak tanımlanan yapı yaklaşık 44 x 25,30 metre ölçülerindeydi. Düz çatıyı, üç sıra hâlinde düzenlenmiş toplam 18 sütun taşıyordu. Sütunlar yaklaşık 1,50 metre çapındaki taş kaideler üzerine oturuyordu. Bugün bu alanın içinde durduğunuzda birkaç taş sırasından büyük bir salonu zihinde canlandırmak ilk anda kolay olmayabilir. Fakat sütunların yükseldiğini, çatının alanı kapattığını ve salonun Urartu yönetim dünyasının önemli kabul mekânlarından biri olduğunu düşündüğünüzde kalıntılar farklı görünmeye başlıyor.

Tapınaktan Mezar Odalarına Uzanan Bir Urartu Dünyası
Ören yerindeki yapı çeşitliliği, Altıntepe’nin yalnızca askerî bir kale olmadığını gösteriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının envanterinde tapınak-saray kompleksi, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, üç mezar ve depo binası yerleşimin önemli kalıntıları arasında sıralanıyor. Burada yönetim, inanç, depolama ve gündelik yaşam aynı kale içerisinde bir araya gelmişti. Özellikle mezarlardan ve diğer yapılardan çıkarılan buluntular Urartu sanatının zenginliğini ortaya koyuyor. Kazılarda fildişi eserler, madeni eşyalar, miğfer ve kalkanlar, seramikler ve duvar resmi parçaları bulundu. Buluntularda tanrı, insan ve hayvan figürlerinin yanı sıra çeşitli bezeme motifleri de dikkat çekiyor. Bu eserlerin önemli bir bölümü bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde korunuyor ve sergileniyor.
Bir Aslan Figürü Altıntepe’nin Sanatını Anlatıyor
Altıntepe’den çıkarılan eserlerin arasında özellikle fildişi buluntular ayrı bir yere sahip. Anadolu Medeniyetleri Müzesinin resmî tanıtımında, Altıntepe kazılarında bulunan ve yüzden fazla fildişi plakanın birleştirilmesiyle oluşturulmuş yatar vaziyetteki aslan figürü, Ön Asya’nın fildişinden yapılmış en büyük aslan heykelciği olarak tanımlanıyor. Böyle bir eser, kalenin yalnızca kalın duvarlar ve savunma yapılarından ibaret olmadığını gösteriyor. Burada gelişmiş bir sanat anlayışı, değerli malzemelerin kullanıldığı üretimler ve güçlü bir saray kültürü de vardı. Altıntepe’yi gezerken eserlerin büyük bölümünün bugün müzelerde olduğunu bilmek önemli. Ören yerinde mimariyi görüyorsunuz; kazılardan çıkarılan küçük buluntular ise o mimarinin içindeki yaşamı tamamlıyor.
Urartular Gitti, Altıntepe’nin Hikâyesi Bitmedi
Altıntepe’nin en şaşırtıcı taraflarından biri, tarihinin Urartu döneminin sona ermesiyle kapanmamış olması. Kazılar, tepenin sonraki yüzyıllarda da kullanılmaya devam ettiğini gösterdi. Bunun en dikkat çekici kanıtlarından biri Erken Bizans dönemine ait kilise kompleksi. Akademik araştırmalara göre kilise MS 6. yüzyılın ortalarına, İmparator I. Justinianus dönemine tarihleniyor. Üç nefli bazilikal plana sahip yapının iç mekânı yaklaşık 220 metrekarelik bir alan kaplıyordu. Asıl dikkat çekici ayrıntı ise zemini.

Kilisenin iç bölümünün büyük kısmı mozaiklerle kaplıydı. Geometrik ve bitkisel desenlerin arasına farklı hayvan figürleri işlenmişti. Araştırmalar, yalnızca zeminin değil bazı duvar ve kemer yüzeylerinin de mozaik ve duvar resimleriyle bezendiğini gösteriyor. Yapının MS 7. yüzyıldaki gelişmeler sırasında tahrip edildiği belirtiliyor. Urartu yapılarının arasında bir Bizans kilisesiyle karşılaşmak, Altıntepe’nin en güzel sürprizlerinden biri. Aynı tepe üzerinde birbirinden yüzyıllarca uzak iki farklı kültürün izlerini görebiliyorsunuz.
Burayı Gezerken Taşlara Biraz Daha Dikkatli Bakın
Altıntepe, yüksek duvarları tamamen ayakta duran bir antik kent beklentisiyle gidildiğinde ilk anda sade görünebilir. Yapıların çoğunda bugün temel seviyesindeki duvarlar ve plan izleri görülür. Fakat buranın değeri tam da ayrıntılarda ortaya çıkıyor. Sur hatlarını takip edin. Bir zamanlar sütunların yükseldiği kabul salonunun ölçüsünü anlamaya çalışın. Tapınak alanıyla diğer yapılar arasındaki ilişkiye bakın. Sonra biraz geri çekilip bütün tepeyi Erzincan Ovası’yla birlikte düşünün. Arkeolojik alanları gezerken taşların üzerine çıkmamak, duvarlara dokunarak zarar vermemek ve belirlenen güzergâhlardan ayrılmamak önemli. Özellikle Altıntepe gibi kazılar sonucunda ortaya çıkarılmış hassas mimari kalıntılarda birkaç dikkatsiz adım bile binlerce yıllık bir yüzeye zarar verebilir.
Erzincan Rotasında Neden Altıntepe’ye Yer Açmalı?
Erzincan’da Girlevik Şelalesi doğayı, Kemah Kalesi Orta Çağ’ın askerî geçmişini, Kemaliye ise geleneksel kent kültürünü anlatıyor. Altıntepe bunların arasına çok daha eski bir tarih katmanı ekliyor. Burada Erzincan’ın hikâyesi yalnızca birkaç yüzyıl değil, binlerce yıl geriye gidiyor. Urartu surları ve tapınağından sütunlu kabul salonuna, mezarlardan fildişi eserlere ve Bizans kilisesinin mozaiklerine kadar uzanan buluntular, aynı tepenin farklı dönemlerde nasıl yeniden kullanıldığını gösteriyor. Altıntepe’yi özel yapan şey de yalnızca Urartu döneminden kalmış olması değil; bir yerleşimin zaman içerisinde değişen hikâyesini aynı coğrafyada okuyabilme imkânı vermesi.
Altıntepe Ören Yeri’ne Nasıl Gidilir?
Altıntepe Ören Yeri, Erzincan’ın Üzümlü ilçesi, Piri Sami mevkii sınırlarında bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığına göre ören yeri Erzincan şehir merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta ve Erzincan-Erzurum kara yolunun yaklaşık 100 metre kuzeyinde yer alıyor.
Özel araçla: Erzincan şehir merkezinden Erzurum yönüne doğru ilerleyerek Üzümlü güzergâhı takip edilebilir. Altıntepe çevresine ulaşıldığında ören yeri yönlendirmeleri ve güncel navigasyon konumu kullanılabilir.
Toplu taşımayla: Erzincan ile Üzümlü arasında özel halk otobüsleri ve minibüsler çalışıyor. Üzümlü Belediyesine göre ulaşım Anayol ve Geyikli (Ekşisu) olmak üzere iki farklı güzergâh üzerinden sağlanıyor. Altıntepe Ören Yeri doğrudan ilçe merkezinde bulunmadığı için, kullanılacak hattın ören yerine en yakın durak noktası ve devam ulaşımı yolculuk öncesinde sürücüden veya Üzümlü Belediyesinden teyit edilmeli.
Taksiyle: Erzincan şehir merkezinden taksiyle de Altıntepe’ye ulaşmak mümkün. Ören yerinin merkeze yaklaşık 15 kilometre mesafede olması nedeniyle özellikle birkaç kişilik ziyaretlerde pratik bir alternatif olabilir. Dönüş için bölgede sürekli taksi bulunacağını varsaymamak ve araçla önceden anlaşmak daha güvenli olur
Şehir merkezine yakınlığı sayesinde Altıntepe için bütün bir günü ayırmak gerekmiyor. Erzincan merkezli bir gezi programında birkaç saatlik tarih ve arkeoloji durağı olarak rahatlıkla değerlendirilebilir. Ziyaret öncesinde ören yerinin güncel giriş ve erişim durumunu Kültür ve Turizm Bakanlığının resmî kanallarından kontrol etmek faydalı olacaktır.