Haritadan bir şehir seçin, o şehirde sizi bekleyen kültür rotalarını keşfedin.
Tercan’ın merkezinde dolaşırken karşınıza çıkan Mama Hatun Külliyesi, ilk bakışta bile sıradan bir tarihî yapı olmadığını belli eder. Kalın taş duvarlar, güçlü bir taç kapı, içeri girildiğinde ortaya çıkan sıra dışı kümbet ve hemen yakınındaki kervansaray, buranın yalnızca tek bir yapıdan ibaret olmadığını gösterir. Birkaç adım içerisinde hem bir hükümdarın hikâyesine hem de Orta Çağ Anadolu’sunun yolculuk, ibadet ve günlük yaşam kültürüne yaklaşmak mümkündür. Külliye; kümbet, kervansaray, hamam ve camiden oluşur. Yapılar topluluğu Saltuklu Beyliği döneminde, II. İzzeddin Saltuk’un kızı Mama Hatun’un adıyla şekillenmiştir. Erzurum-Erzincan arasındaki tarihî kervan güzergâhı üzerinde bulunan Tercan’ın bir dönem “Mamahatun” adıyla anılması da bu tarihî mirasın ilçeyle ne kadar güçlü biçimde bütünleştiğini gösterir.

Taşların Ardındaki İsim: Mama Hatun Kimdi?
Mama Hatun’un hikâyesi külliyeyi anlamak için iyi bir başlangıç noktası. Kendisi, Saltuklu hükümdarı II. İzzeddin Saltuk’un kızıydı ve ağabeyi Nâsırüddin Muhammed’den sonra 1191 yılında Saltuklu Beyliği’nin başına geçti. TDV İslâm Ansiklopedisi onu 1191-1200 döneminin Saltuklu melikesi olarak kaydediyor. Dönemin siyasi mücadelelerinde yalnızca adı geçen bir hükümdar değil, gerektiğinde ordusunun başında bulunan aktif bir siyasi figürdü. Mama Hatun’un sonraki hayatının bütün ayrıntıları kesin olarak bilinmiyor. Bazı eski ve yerel kaynaklarda ölüm tarihi konusunda farklı tarihler verilse de TDV kayıtları onun 1201’den sonra öldüğünü belirtiyor. Bu nedenle külliyeyi tek bir kesin yapım yılına bağlamak yerine, 12. yüzyılın sonları ile 13. yüzyılın başlarında şekillenmiş bir Saltuklu yapı topluluğu olarak değerlendirmek daha sağlıklı. Kervansarayın da 13. yüzyılın başlarında inşa edildiği kabul ediliyor.
Yuvarlak Duvarların İçinde Saklanan Sıra Dışı Kümbet
Mama Hatun Külliyesi’nde en fazla zaman ayırmanız gereken bölüm hiç kuşkusuz kümbet. Çünkü burada Anadolu’daki alışılmış türbe planlarından oldukça farklı bir düzenle karşılaşırsınız. Dilimli gövdeli ve külahlı kümbet, kalın ve dairesel bir çevre duvarının ortasında yükselir. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu planın Anadolu’da başka örneğine rastlanmayan özgün bir mimari karakter taşıdığını belirtiyor. Yapının mimarı da bilinmektedir. Kümbetin kitabesinde Ahlatlı Ebü’n-Nemâ bin Mufaddal’ın adı yer alır. Ahlat kümbetleriyle bazı benzerlikler taşıyan yapı, buna rağmen çevresindeki dairesel kuşatma duvarıyla kendine özgü bir görünüm kazanır.

Taç Kapıya Yaklaşınca Ayrıntılar Çoğalıyor
Külliyenin etkileyici yönlerinden biri, uzaktan oldukça güçlü ve ağır görünen taş yapının yakına gelindiğinde ince bezemelerle karşılık vermesi. Kümbetin çevresindeki duvarın batı tarafında anıtsal bir taç kapı bulunur. Burada mukarnaslar, geometrik düzenlemeler, rozetler, bitkisel motifler ve yazı kuşakları dikkat çeker. Tercan Kaymakamlığının kayıtlarında kapı çevresindeki kitabelerde Kur’an’dan ayetlerin yanı sıra Hz. Muhammed ve dört halifenin isimlerinin bulunduğu; başka bir kitabede ise mimarın adının yazıldığı belirtiliyor. Çevre duvarının iç yüzünde ise sivri kemerli derin nişler görülür. Kaynaklarda niş sayısına ilişkin bazı farklı aktarımlar bulunmakla birlikte TDV İslâm Ansiklopedisi çevre duvarında on üç sivri kemerli niş olduğunu ve bunların bir bölümünde Mama Hatun’un yakınlarına ait olduğu düşünülen sandukaların bulunduğunu kaydediyor. Yani burada yalnızca ortadaki kümbete bakmak yeterli değil. Kapının çevresindeki taş yüzeylere, nişlere ve küçük bezemelere birkaç dakika ayırınca yapı çok daha fazla şey anlatmaya başlıyor.

Bir Zamanlar Yolcuların Kapısını Çaldığı Kervansaray
Kümbetin yanında yükselen kervansaray, külliyenin başka bir dünyaya açılan bölümü. Burası Mama Hatun Külliyesi’nin yalnızca anma ve ibadet amaçlı olmadığını; önemli bir yol güzergâhının parçası olduğunu hatırlatıyor. Kervansaray yaklaşık 51 × 51 metre ölçülerinde, kare planlı ve tamamen kesme taştan yapılmış büyük bir yapı. Dış duvarları köşelerde kuleler, cephelerde ise farklı biçimlerde payandalarla güçlendirilmiş. Doğu cephesinde dışarı doğru taşan anıtsal taç kapı bulunuyor. Kapıdan geçildiğinde geniş bir avluya ulaşılır. Avlunun çevresinde odalar ve eyvanlar, kuzey ve güney yönlerinde ise uzun ahır bölümleri yer alır. Böyle bir planı gezerken kervansarayı yalnızca büyük bir taş bina olarak düşünmek yerine, yüzyıllar önce buraya gelen yolcuları, yük hayvanlarını ve uzun kervan yolculuklarını hayal etmek yapıya farklı bir anlam kazandırıyor. Tercan’ın Erzurum ile Erzincan arasındaki tarihî güzergâh üzerinde bulunması da kervansarayın burada yükselmesinin tesadüf olmadığını açıkça gösteriyor.

Küçük Hamam, Büyük Bir Günlük Hayat İzi
Kümbet ile kervansaray arasında daha küçük ölçekte bir hamam bulunur. Gösterişli kümbet ve büyük kervansarayın yanında ilk bakışta geri planda kalabilir; ancak külliyenin gündelik yaşamını anlamak açısından önemli bir bölümdür. Hamamın soyunmalık bölümünün ortasında altıgen bir havuz bulunurken yapı ılıklık ve sıcaklık bölümleriyle devam eder. Tonoz ve kubbe gibi örtü sistemlerinin kullanıldığı hamamın zaman içerisinde özgün özelliklerinin bir bölümünü kaybettiği belirtiliyor. Külliyenin tarihî camisi ise günümüze özgün biçimiyle ulaşmamıştır. Kaynaklara göre eski yapı yıkılmış ve yerine yeni bir cami yapılmıştır. Bu nedenle bugün külliyede gördüğümüz her bölümün aynı oranda özgün Orta Çağ dokusunu koruduğunu düşünmemek gerekir.
Yüzyıllar Sonra Bile Tercan’ın Merkezinde
Mama Hatun Külliyesi’nin en güzel taraflarından biri ulaşılması zor, şehirden kopuk bir ören yeri olmaması. Tercan ilçe merkezinde bulunuyor ve ilçenin günlük yaşamıyla tarihî dokusu birbirine oldukça yakın. Bu durum geziyi de kolaylaştırıyor. Külliyenin çevresinde dolaşıp dış duvarları gördükten sonra kümbete yaklaşabilir, ardından kervansaray ve hamam bölümlerini inceleyebilirsiniz. Ziyaret sırasında özellikle taş işçiliği, taç kapılar, kümbetin alışılmadık dairesel çevre duvarı ve kervansaray avlusu fotoğraf açısından öne çıkıyor. Fakat burası fotoğraf çekilip hızlıca geçilecek bir duraktan biraz daha fazlasını hak ediyor. Çünkü aynı alanda bir kadın hükümdarın hatırası, kervan yollarının ticari hayatı, ibadet yapıları ve Orta Çağ Anadolu mimarisinin taş işçiliği yan yana duruyor.

Erzincan Rotasında Neden Buraya Yer Açmalı?
Erzincan gezileri çoğu zaman Girlevik Şelalesi, Kemaliye ve Karanlık Kanyon gibi doğal güzellikler üzerinden planlanıyor. Mama Hatun Külliyesi ise ilin farklı bir yönünü gösteriyor. Burada doğanın değil, taşın anlattığı bir hikâye var. Üstelik bu hikâyenin merkezinde Anadolu’nun Orta Çağ siyasi tarihinde yönetici olarak yer edinmiş bir kadın bulunuyor. Mama Hatun’un adının yüzyıllar sonra hâlâ Tercan’daki mahallede, yapılarda ve külliyede yaşamaya devam etmesi bunun en güçlü göstergelerinden biri. Erzincan’dan Erzurum yönüne doğru seyahat ediyorsanız külliye özellikle anlamlı bir durak hâline geliyor. Bir zamanlar kervanların kullandığı güzergâhta bugün aynı coğrafyayı modern kara yoluyla geçerken, yüzyıllar öncesinden kalan bir konaklama ve yaşam merkezine uğramış oluyorsunuz.
Mama Hatun Külliyesi’ne Nasıl Gidilir?
Mama Hatun Külliyesi, Erzincan’ın Tercan ilçesinde, Mamahatun Mahallesi’nde bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının güncel kaydında adres Mamahatun Mahallesi, Kervansaray Caddesi, Tercan/Erzincan olarak geçiyor.
Özel araçla: Tercan, Erzincan şehir merkezine yaklaşık 88 kilometre uzaklıkta ve Erzincan-Erzurum ana kara yolu üzerinde yer alıyor. Erzincan’dan Erzurum yönünde ilerleyerek Tercan ilçe merkezine ulaştıktan sonra Mamahatun Mahallesi ve Kervansaray Caddesi yönlendirmeleri takip edilebilir.
Toplu taşımayla: Erzincan’dan Tercan yönüne çalışan ilçe ulaşım seçenekleri kullanılabilir. Sefer saatleri dönemsel olarak değişebildiğinden yolculuk öncesinde güncel hareket saatlerinin kontrol edilmesi daha doğru olur. Külliye ilçe merkezinde bulunduğu için Tercan’a ulaştıktan sonra erişim oldukça kolaydır.