Amazonları düşündüğümüzde gözümüzün önüne çoğu zaman at üstünde ilerleyen, ellerinde yaylarıyla ok atıp savaşan kadınlar geliyor. Onları yalnızca mitolojik bir hikâyenin kahramanları olarak görsek de Amazonların anlatısı, Antik Yunan dünyasına kadar uzanıyor. Homeros’un İlyada’sında da karşımıza çıkan bu kadınlar, cesaretleri ve savaşçılıklarıyla tanınıyor. Üstelik onları ilginç kılan yalnızca savaş meydanlarında yer almaları değil; erkeklerin egemen olduğu düşünülen bir dünyada kendi düzenlerini kurduklarının anlatılması.

Amazonlarla ilgili anlatılanların bir kısmı zamanla efsaneye dönüşmüş. Kız çocuklarının savaşçı olarak yetiştirildiği, erkek çocukların başka topluluklara gönderildiği ya da ok kullanmayı kolaylaştırmak için bir göğüslerinin kesildiği gibi rivayetler bunlardan bazıları. Ancak bu hikayelerin hepsini tarihsel bir gerçek gibi kabul etmek doğru değil. Galiba amazonları bugün hala merak etmemizin bir nedeni de gerçeklerle efsanelerin birbirine karıştığı bu anlatı dünyası.
Thermodon’dan Terme’ye

Amazonların hikayesi Samsun’a uzandığında ise karşımıza Terme Çayı çıkıyor. Antik kaynaklarda Thermodon adıyla anılan bu çay, Amazonlarla ilişkilendirilen yerlerin başında geliyor. Yine bu bölgede olduğu düşünülen Themiskyra da Amazonların yaşadığı kent ya da başkent olarak anlatılıyor. Bugün Terme Çayı’nın kıyısında durduğumuzda, bu coğrafyanın yüzyıllar boyunca nasıl böyle bir hikâyeyle birlikte anıldığını düşünmeden edemiyoruz. Terme’nin Amazonlarla kurduğu bağ yalnızca çayla sınırlı değil. Simenit Gölü de bu anlatının içinde kendine yer buluyor. Yerel efsanelerde Themiskyra’nın büyük bir felaket sonucunda sular altında kaldığı ve Amazonların izlerinin kaybolduğu anlatılıyor. Elbette bunlar kanıtlanmış tarihî bilgiler değil yalnızca bölgenin çevresinde şekillenen söylenceler. Yine de bir gölün kıyısında durup böyle bir hikâyeyi dinlemek, insanın hayal gücünü ister istemez harekete geçiriyor.
Samsun’da Amazonların izleri
Amazon efsanesi bugün Samsunda da karşımıza çıkıyor. İlkadım ilçesindeki Batıpark’ta yer alan Amazon Köyü ve Amazon kadınlarını temsil eden heykeller, bu eski anlatıyı şehrin bugünkü yaşamına taşıyan örneklerden. Böylece Amazonlar yalnızca eski metinlerde adı geçen kişiler olarak kalmıyor; Samsun’u gezenlerin karşılaştığı, merak edip hakkında daha fazlasını öğrenmek istediği bir hikâyeye dönüşüyor.

Terme’de Amazonlardan söz edildiğinde akla gelenler yalnızca antik kaynaklarla da sınırlı değil. Yerel anlatılarda, şiirlerde ve edebî eserlerde bu efsaneye yeniden yer veriliyor. Fakat bu yazıda asıl amacımız Amazonların kesin olarak Terme’de yaşadığını söylemekten çok, anlatıların Terme’yle nasıl özdeşleştiğini ve insanların belleğinde nasıl yaşamayı sürdürdüğünü göstermek.
Bir efsane neden unutulmuyor?
Amazonların gerçekten Terme’de yaşayıp yaşamadığını bugün kesin olarak söyleyemiyoruz. Ama bazen bir hikayenin yıllar boyunca anlatılması için bütün soruların cevabını bilmemiz de gerekmiyor. Terme Çayı, Simenit Gölü, çevrede anlatılan söylenceler ve Samsun’daki Amazon figürleri bu efsaneyi bugün de yaşatıyor.
Bana kalırsa Amazon kadınlarının hikayesini ilgi çekici kılan şeylerden biri de bu: Bir yandan nerede başlayıp nerede efsaneye dönüştüğünü merak ediyoruz, bir yandan da onu dinlemeye devam ediyoruz. Karadeniz’in kıyısında, Terme’nin sularında ve anlatılagelen hikayelerde Amazonların izi hala karşımıza çıkıyor. Belki de bu yüzden Samsun’u ve Terme’yi anlatırken Amazonlardan söz etmeden geçmek kolay değil.
Yorumlar
0