Yayla, hepimizin bildiği gibi genellikle yüksek rakımlı, serin iklime ve geniş otlak alanlarına sahip, yaz aylarında hayvancılık ve mevsimlik yerleşim amacıyla kullanılan alanlara verilen addır. Yaylacılık ise insanların ve hayvanların yılın belirli dönemlerinde yaylalara taşınmasıyla gerçekleşen mevsimlik bir yaşam biçimidir. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde yaylalar, doğal özelliklerinin yanı sıra ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerin sürdürüldüğü alanlar olarak da önem taşır.

Günlük hayatta yayla dediğimizde çoğumuzun aklına bir manzara, bir piknik, bir hafta sonu gelir. Oysa yayla hepsinden önce bir takvimdir. Yılın bir kısmı köyde, bir kısmı bulutların tepesindeki yaylada geçer; ev, iş hatta günlük yaşam bile dağın mevsimine göre değişir. Yayla kültürü, hayvancılığa dayanan ve yaylak ile kışlak arasında mevsimlik göçle yaşanan geleneksel bir yaşam biçimidir. Mantığı da oldukça basittir aslında. Kıyıdaki köylerin çevresinde otlaklar azken yaz gelince yükseklerdeki çayırlar yeşerir. Sürüler yukarıya çıkar, insanlar da peşlerinden gider. Aşağıda köyün bahçesi, çayı, fındığı beklerken yukarıda hayvanlar otlar, süt toplanır, ot biçilir, kış için erzak hazırlanır.

Bulutlara Komşu Karadeniz Yaylaları içerik görseli
Bulutlara Komşu Karadeniz Yaylaları içerik görseli

Yaylacılıkta iki önemli tarih vardır. Yayla çıkımı ve yayla inimi... Yayla çıkımı köylülerin kendi arasında kararlaştırdığı bir zamandır. O tarihten başka bir günde yaylaya çıkılmaz. Rize’de bu kurala nezir denir. Nezir'i bozanlara tepki gösterilir, halk arasında ayıplanır.

Yayla hayatı farklı parametrelereye göre işler. Mesela her yerde yayla çıkımı aynı zamana denk gelmez.  Doğu Karadeniz’de yaygın düzen mayıs ortasında çıkıp sonbaharda dönmektir. Gümüşhane’nin bazı köylerinde haziranın ilk haftalarında çıkılır, ekimin ortasına doğru dönülür. Batı Karadeniz’de ise çıkış mart-nisana kadar öne gelebilir ve yaylada geçen süre sekiz aya yaklaşır. Yani “yayla” tek bir tarih değil, her bölgenin kendi mevsimlik  saatidir. Yaylada göç neredeyse bir şenlik şeklinde gerçekleşir.  Kadın, erkek, çoluk, çocuk herkes kemençenin canlı sesiyle horona başlar. Hayvanların bile boynuna boncuk ve püskül takılır, her canlı en cıvıltılı haliye yeşilin içinde yerini alır. Yaylada iş bölümü bellidir. Süt tereyağına ve peynire dönüşür; bir kısmı satılır, bir kısmı ailenin kışlık yiyeceği olur. Hayvanlar otlarken bir yandan da kış için ot biçilir, odun hazırlanır. Yayla evi çoğu zaman bir “ev”den fazlasıdır. İnsanın şehrin gürültüsünden uzaklaşıp, doğayla bağ kurmak ve insanın kendi içine dönebilmesi için sığındığı bir yerdir. Ahşap duvarları örten hatıralar, pencerelerden odaya dolan o soğuk hava ve  sis, kapının önünde uzanan yemyeşil arazi, o eve yalnızca bir barınak olmanın ötesinde anlamlar yükler. Kimilerimiz için çocukluğunun geçtiği, her yaz yolunu gözlediği bir yuvadır; kimileri içinse günlük hayatın telaşından uzaklaşıp nefes alabildiği bir dinlenme tesisi... Bu evler, insanın doğayla kurduğu ilişkinin yanında geçmişle, ailesiyle ve çocukluğuyla kurduğu bağın da emaresidir.

Her yaylanın kendine özgü bir güzelliği, bizim de içimizde yaşattığımız bir hikayesi vardır. Kimi zaman sislerin arasına gizlenen yeşil yamaçlarda, kimi zaman bir şenliğin coşkusunda, kimi zaman da ahşap bir yayla evinin penceresinden görünen manzarada saklıdır bu hikayeler. Şimdi beraber Karadeniz’in birbirinden farklı dört yaylasına doğru bir yolculuğa çıkalım.

Ayder Yaylası

Bulutlara Komşu Karadeniz Yaylaları içerik görseli
Bulutlara Komşu Karadeniz Yaylaları içerik görseli

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine yaklaşık 19 kilometre uzaklıkta, deniz seviyesinden 1.350 metre yüksekte bulunan Ayder Yaylası, Karadeniz’in en bilinen yaylalarındandır. Çam ormanları, şelaleleri, ahşap evleri ve kaplıcalarıyla bizi karşılayan Ayder, Kaçkar Dağları’nın eteklerinde doğanın bütün renklerini bir araya getirir. Yörede anlatılanlara göre Ayder, geçmişte daha yukarıdaki yaylalara gidenlerin yol üzerinde soluklandığı bir durak işlevi görüyordu. Çeymakçur yaylalarına gidip gelenler burada dinleniyor, kaplıcalardan yararlanıyor ve ardından yollarına devam ediyordu. Bu anlatı, yaylaların geçmişte yalnızca manzara seyretmek için gidilen yerler olmadığını; hayvancılığın, mevsimlik göçlerin ve gündelik yaşamın bir parçasını oluşturduğunu hatırlatıyor. Belki de yaylanın bize anlatmaya çalıştığı şey tam da budur. Gündelik işlerin koşturmasında durup gerçekten nefes almaya da zamanın kalması...  Ayder’in günümüzdeki turizm merkezi haline gelişinin ilk adımları ise yayla içerisinden akan doğal şifalı suların kaplıca tedavilerinde kullanılması amacıyla iki kaplıca binasının inşa edilmesiyle atılmıştır. Bu binaların inşasıyla bereber yerel halk haricinde diğer insanlarda yaylaya ziyarette bulunmaya başlamış ve böylece Ayder Yaylası yavaş yavaş günümüzdeki halini almıştır.

Perşembe Yaylası

İnsan bazen gözünün önünde uzanan yeşilliğin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamaya çalışırken kendini bir resmin içinde buluyor. Ordu’nun Aybastı ilçesindeki Perşembe Yaylası da insana böyle bir his verir. Tepelerin arasından kıvrılarak akan serin sular, ucu bucağı olmayan vadi ve gökyüzüne uzanan yumuşak yamaçlar… Sanki doğa, bütün çizgilerini acele etmeden çizmiş, hiçbir yeri birbirine benzetmeden kendi hâline bırakmıştır. Perşembe Yaylasını diğer yaylalardan ayıran en önemli unsur mendereslerdir. Menderesler, yaylanın geniş çayırları arasında kıvrılarak ilerleye, toprağa çizilmiş yolları andırır. Suyun oluşturduğu bu doğal döngü yeşil bir örtünün üzerindeki desenlere benzer. Her dönüşünde başka bir manzara sunan menderesler, Perşembe Yaylası’na kendine özgü bir güzellik kazandırır. İnsan baktıkça bu kıvrımların izini sürmek, suyun hangi yöne ilerlediğini anlamaya çalışmak ister.

Kümbet Yaylası

Bulutlara Komşu Karadeniz Yaylaları içerik görseli
Bulutlara Komşu Karadeniz Yaylaları içerik görseli

Yol kıvrıldıkça ağaçlar sıklaşır, çam ağaçlarının kokusu serin havaya karışır ve tepelerin arasından geniş bir yeşillik uzanır. Giresun’un Dereli ilçesinde bulunan Kümbet Yaylası, insana adeta böyle bir dünyanın kapısını aralar.  Bu doğal güzelliğin yanı sıra geleneksel şenlikleriyle de ön plana çıkar. Şenliklerin temel amacı, geçmişten günümüze aktarılan “Otçu Göçü” geleneğini yaşatmaktır. Otçu Göçü, yaylaya çıkışı ifade eden ve yöre halkının kültürel yaşamında önemli bir yere sahip olan geleneklerden biridir. Şenlik haftası yaklaştığında alan hareketlenmeye başlar. Giresun’dan ve çevre ilçelerden gelen seyyar satıcılar, tezgâhlarını şenlik alanının çevresine kurarak renkli bir panayır oluşturur. Şenlikler, genellikle bir gün öncesinden, cumartesi günü şenlik ateşinin yakılmasıyla başlar. Şenlik boyunca insanlar, kemençe ve davul-zurna sesleri eşliğinde çamların ve ladinlerin göğe uzanan dalları, yamaçlar boyunca uzanan çayırlar ve bulutların geçişiyle renk değiştiren tepelerin ardında eğlenirler… Sanki burada doğa, bütün ihtişamını göstermek için hiç acele etmiyormuş gibi görünür.

Bacaklı Yaylası

Hani demiştim ya yayla biraz da gündelik işler içinde durup nefes almaktır diye. İşte Batı Karadeniz’in bazı yolları, insanı bir yere ulaştırmaktan çok, gündelik hayatın gürültüsünden uzaklaştırır. Zonguldak’ın Alaplı ilçesindeki Gümeli çevresinde, Bacaklı’nın eteklerine doğru uzanan bu yeşil dünyanın içinde insanın adımları da yavaşlar, yavaşlar, yavaşlar... Gümeli’nin ormanlarında, ağaçların arasında gözden kaybolan bir tilki, çalılıklardan duyulan hafif bir kıpırtı ya da uzaktan gelen belirsiz bir ses, bu dünyanın yalnızca bize ait olmadığını, başka hayatların da varlığını sürdüğünü hatırlatır.  Karadeniz yaylalarında her şey görünür değildir; bazı şeyler kendini ancak dikkatle bakana, sabırla bekleyene gösterir.

Kaynakça

 Aydınözü, D. ve Solmaz, F. (2003). Doğu Karadeniz Bölümü yaylacılık faaliyetlerine bir örnek: Giresun Kümbet Yaylası. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 23(3), 55–69.

Bahtiyar Karadeniz, C., Çağman, S. ve Genç, K. (2025). Yayla turizmi ziyaretçilerinin deneyimleri üzerine bir değerlendirme: Aybastı Perşembe Yaylası örneği. Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, 16(48), 1107–1124.

Somuncu, M. (t.y.). Rize-Ayder Yaylasında Turizm [Tourism in Rize-Ayder Yayla]. Yayın yılı, dergi adı, cilt, sayı ve sayfa bilgileri doğrulanmalıdır.

Şişman, B. (2010). Kültürel, yapısal ve işlevsel açıdan Doğu Karadeniz'de yaylacılık ve yayla şenlikleri (Hıdırnebi ve Kadırga yaylaları örneği). Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 3(11). Sayfa aralığı doğrulanmalıdır.